islami konular, soru cevaplar, güncel hutbeler,almanca hutbe, türkce hutbe, mübarek gün ve geceler hakkinda.
1 Haziran 2016 Çarşamba
Vitaminler hakkında doğru bildiğimiz 5 yanlış
Birçok insan sağlıklı olmak için taze sebze ve meyve yerine vitaminlere başvuruyor. Reader's Digest dergisinin haberine göre insanoğlu yıllardır vitaminlerin kendisi için iyi olduğunu düşünüyor.
Ancak son zamanlarda yapılan araştırmalar, bazı vitaminlerin sağlığımızı tehdit ettiğini gösteriyor.
1. A multivitamini kötü bir beslenmeyi telafi edebilir. Geçtiğimiz yıl, araştırmacılar orta yaş grubundaki 160 bin kadını kapsayan uzun süreli bir çalışmanın bulgularını yayınladılar. Veriler, multivitamin alanların hap içmeyenlerden daha sağlıklı olmadığını gösterdi. Hatta yetersiz beslenen kadınlarda vitamin içmenin bir yararı olmadığı belirtildi. Sadece multivitamin alırsanız, gıdalardaki diğer faydalı bileşenlerden mahrum kalırsınız.
2. C vitamini soğuk algınlığı savaşçısıdır. 1970 yılında, Nobel adayı Linus Pauling, C vitaminin gribi önleyebildiğini açıkladı. O günden bu yana, eczaneler C vitamini ilaçlarıyla dolup taşıyor.
2007 yılında ise araştırmacılar, 20-30 yıllık araştırmaların büyük kısmını analiz etti ve C vitamininin soğuk algınlığını engellemediği sonucuna vardılar. Yetişkinler yılda 12 gün soğuk algınlığı belirtisi gösterirken, her gün içilen C vitamini bunu 11 güne düşürdü. Çocuklarda ise 28 günlük soğuk algınlığı süresinin 24 güne indiği görüldü.
3. Vitamin hapları kalp hastalığını önlüyor. Vitamin hapı alanlarda kalp hastalıklarının daha az olduğunu düşüncesi vardır. C, E ve beta karoten gibi antioksidan vitaminlerin damarlarda plak oluşumunu azaltarak kalp hastalığını önlediği umuluyordu.
Ancak, bu umutlar boşa çıktı. 7 tane E vitamini analizinde, vitaminlerin kalp hastalığından ölümü ve felç riskini azaltmadığı görüldü. Amerikan Kalp Derneği, bu ilaçların kullanılmamasını öneriyor. Bunun yerine, meyve, sebze ve tam tahıllar bakımından zengin çeşitli gıdalar yenilmesi tavsiye ediliyor.
4. Vitamin almak kansere karşı koruyor. Araştırmacılar serbest radikaller olarak isimlendirilen istikrarsız moleküllerin, hücrelerinizin DNA'sına zarar verip kanser riskini artırabileceğini biliyorlar. Ayrıca, antioksidanların serbest radikalleri daha az tehlikeli yaparak bunları dengelediğini de... Peki, neden kansere karşı korunmak için bu vitaminlerden içmiyorsunuz? Bu ilaçların faydasını bulmak için bir dizi araştırma yapıldı ve sonuç başarısız çıktı. 5 bin 442 kadına plasebo ya da B vitamini verildi. 7 yıl boyunca, tüm kadınlarda aynı kanser oranı ve kanser ölümleriyle karşılaşıldı.
5. Vitaminler, zarar vermez. Eski bir düşünceye göre, vitamin hapları tedaviye yardımcı olmayabilir, ancak zarar da vermez. Beta karoten ilaçları üzerinde yapılan araştırmayla bu düşünce değişti. Antioksidanların akciğer kanserini önleyip önlemediğini araştıran bilim adamları, akciğer kanserinde vitamin takviyesi alan ve sigara içen erkekler arasında ölümlerde artış saptadılar. Yapılan daha geniş araştırmalarla, antioksidanların erkeklerin yanında kadınlarda da kanseri ilerletebildiği tespit edildi. Ayrıca yüksek dozlarda alınan folik asitin de kolon kanseri riskini artırdığı tespit edildi.
Hap olarak değil, yiyeceklerden alınan vitaminlerin güvenli olduğu kaydediliyor. Araştırmalar, birçok vitamin takviyesinden beklenen umutları kırdı. Ancak bir vitamin hapı hariç. Araştırmacılar, D vitamininin birçok hastalığa karşı koruyucu olduğunu ifade ediyor. Uygun miktarda alınan D vitamini kalp krizi geçirme riskini yarı yarıya azaltıyor. Ayrıca uygun miktarda içilen D vitaminiyle her yıl 50 bin kolekteral kanser vakası önlenebiliyor.
KUR’ÂN-I KERÎM’E HÜRMET
KUR’ÂN-I KERÎM’E HÜRMET
• Kur’ân-ı Kerîm ele alınacağı zaman abdestli bulunmak lâzımdır. Abdestsiz olan bir kimse, Kur’ân-ı Kerîm’i kılıfsız olarak eline alamaz.
Allahü Teâlâ (meâlen) “Ona (o Kur’ân-ı Kerîm’e) tertemiz temizlenmiş olanlardan başkası el süremez.” (Vâkıa sûresi, âyet 79) buyurmaktadır. Yani tahâretsiz, kirli eller ona dokunmasın, ancak maddî ve mânevî pislikten temizlenmiş îmânlı, abdestli kimseler temas etsin. Bu âyet-i kerîme ile cünüb iken Kur’an okunamayacağı ve abdesti olmayanın Mushaf’a dokunamayacağı fıkıhta beyan olunmuştur. Zîrâ abdest yüzde nur ve kalbde sürûrdur.
• Kur’ân-ı Kerîm okuyacağı zaman mümkünse kıbleye yönelmeli, hürmetli bir vaziyet almalıdır.
• Kur’ân-ı Kerîm’e “Euzü ve besmele-i şerîfe” ile başlanır.
• Kur’ân-ı Kerîm’i kendisi işitecek derecede tecvidli olarak okumalıdır.
• Kur’ân-ı Kerîm okunduğu zaman dinlemelidir. Allahü Teâlâ A’râf sûresi, 204. âyetinde şöyle buyurmaktadır (meâlen): “(Ey mü’minler) Kur’an okunduğu vakit (namazda veya hutbede veya her hangi mecliste) hemen (kulak verip) onu dinleyin ve susun, tâ ki rahmete kavuşasınız.”
• Kur’ân-ı Kerîm’i dinlemeyecek kimselerin yanında onların işitecekleri bir sesle, açıkça okumamalıdır. Okunması uygun olmayan yerde Kur’an okuyan günâha girer. Bununla beraber böyle bir yerde okunduğu takdirde dinlememek, hürmetsizlik etmek de caiz değildir.
• Lâyık olmayan yere konmuş bir Kur’ân veya ondan bir sahîfe görünce elinden geldiği kadar onu oradan alıp lâyık olduğu bir yere kaldırmalıdır.
• Hattatlar yazdığı bir Mushaf-ı Şerîf sayfasını yüksekçe ve hürmetle tutmalıdır.
• Mushaf-ı Şerîf’i, Hacer-i Esved’i, Kâbe-i Muazzama’nın eşiğini ta’zim ve hürmet için öpmek câizdir.
قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مَا آمَنَ بِالْقُرْآنِ مَنِ اسْتَحَلَّ مَحَارِمَهُ. (ت)
Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: “Kur’ân-ı Kerîm’in haram kıldığını helal sayanlar Kur’ân-ı Kerîm’e îmân etmemiştir.” (Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)
31 Mayıs 2016 Salı
Düğün öncesi beslenme rehberi
Düğün öncesi beslenme rehberi
Düğün öncesi beslenmenize dikkat ederek formda bir bedene sahip olmak sandığınız kadar güç değil!
‘Kişiye özel diyet’ uygulayarak sağlıklı, hızlı ve kalıcı kilo vermeniz mümkün diyen Uzm. Diyetisyen İpek Ağaca’dan düğün öncesi fazla kilolardan kurtulmanın sırlarını anlattı.
Sağlıklı ve formda bir gelin/damat olmak istiyorsanız: Kahvaltı yapın!
Kahvaltı ederek güne başladığınız günler daha enerjik ve mutlu olursunuz; çabuk yorulmazsınız. Düzenli kahvaltı ile düğün hazırlıklarını daha konforlu yapabilirsiniz. Ayrıca kahvaltının kilo verme üzerindeki etkilerini de atlamayalım. Güne kahvaltı yapmadan başlayanların yağ depolama riskinin daha fazla olduğunu unutmayın. Tam buğday ekmeği, orta yağlı beyaz peynir, yağsız yumurta, ceviz, çiğ sebzelerden oluşan bir kahvaltı, gece uykuya dalan metabolizmanızı harekete geçirecek ve sizi gün boyu iyi hissettirecek.
Daha çok yürüyün; hareketsiz kalmayın!
Gideceğiniz yerlere mümkünse arabayla değil; yürüyerek veya toplu taşıma ile gitmeye çalışın. Gün içerisinde 45 dakika-1 saatlik yürüyüş kilo kaybı için çok etkili. Düzenli yürüyüşler kilo kontrolünde etkili olduğu gibi mutluluk hormonu da salgılatır ve kişiyi iyi hissettirir.
Düğün hazırlıkları arasında ara öğünlerinizi mutlaka yapın…
Sık beslenmek, kan şekerini dengeler; metabolizma hızında artışa yardımcı olur. Yapılan binlerce bilimsel çalışma bu sonucu doğrulamaktadır. Metabolizmanızın tıkır tıkır çalışması için ve kilo kaybını sağlamak için ara öğün yapmalısınız. Düğün hazırlıkları çok meşakkatlidir ve zaman alır. Damatlık/gelinlik provaları, organizasyonla ilgili yapılacak pek çok iş, mobilyacılar, beyaz eşyacılar, emlakçılar derken koşuşturmaktan yemek yemeyi unutursunuz. Ama bu kesinlikle doğru değil! Size önerim: çantanızda mutlaka bir taze meyve veya kuru meyveler; birkaç parça badem bulundurun. İçecek ikramı olduğunda ayran veya sütlü (gerçek süt) kahve tercih edebilirsiniz (Ve tabii yanında su!). Böylece ara öğününüzü atlamamış olursunuz. Ara öğününüzü düzenli yapmak, alışverişler sırasında daha sakin ve mantıklı olmanızı da sağlayacaktır. Unutmayın; çoğu insan kan şekeri düştüğünde sinirlenir; agresif veya alıngan olur...
Çayı, kahveyi bir kenara bırakın da; Su içmeyi unutmayın
‘Ben çok çay içiyorum, su ihtiyacımı karşılıyordur!’ cümlesi pek çoğumuz tarafından sıklıkla söylenir. Peki içilen çaylar, kahveler su ihtiyacını gerçekten karşılar mı? Günlük sıvı ihtiyacı kişiden kişiye değişkenlik gösterir. Vücudun, besinlerle alınan her 1 kalori başına 1,5 ml. sıvıya gereksinimi vardır. Bu da yetişkin bireylerde ortalama 2-3 litredir. Günlük sıvı gereksinmesinin ortalama %60-70’inin su olarak tüketilmesi gerekir. Örneğin 2,5 lt. sıvı ihtiyacınız olsun; bu sıvı ihtiyacının en azından 1,5 litresinin su olarak içilmesi gerekir. Yaz aylarında sıvı kayıpları olduğundan su ihtiyacı artabilmektedir. İçilen çaylar, kahveleri bir kenara bırakalım; günde ortalama 8-10 bardak su içmeye gayret edin. Yanınızda (çantanızda, arabanızda vb.) mutlaka su şişesi bulundurun.
Şişkinlik şikayetiniz varsa bu besinleri düğün öncesi tüketmeyin!
Düğün öncesindeki birkaç gün gaz ve şişkinlik yapıcı özellikteki besinlerin tüketiminden kaçınılmalı. Bunlar: Brokoli, karnabahar, Brüksel lahanası, lahana, pırasa, turp, salatalık gibi sebzeler; erik, çilek gibi meyveler; kuru fasulye, nohut, bezelye, mercimek, barbunya gibi kuru baklagiller; bulgur gibi besinler. Gaz ve şişkinlik şikayetlerini arttıran besinler kişiden kişiye değişkenlik göstermektedir; sizi rahatsız eden/gaz şikâyetine neden olan yiyecekleri tespit edin ve bu besinleri bu süre zarfında tüketmemeye çalışın.
Vücudunuz kolay ödem tutuyorsa beslenmenize dikkat!
Tuz ve tuzlu besinlerin (konserveler, salamura besinler, tuzlama yöntemiyle yapılmış besinler, turşu, şalgam suyu, vb.) tüketimi mümkün olduğunca azaltın. Tuz içeriği düşük olan bir beslenme programı uygulayarak yaşanabilecek ödem riskini azaltabilirsiniz. Maden suyu yüksek miktarda sodyum içerdiğinden düğünden önceki gün mümkün olduğunca uzak durulmalıdır; çok hassas bünyelerde ödem artışına sebebiyet verebilir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)